HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) in Meram Uluslararası Gençlik Akademisinde 2 MART 2020 tarihinde düzenlediği Pazartesi toplantılarında Aksaray Müze Müdürü Yüksek Sanat Tarihçisi Yusuf ALTIN ” Anadolu Selçuklu Devleti’nde Kervansaraylar ve Sultan Hanı” konusunda dernek üyelerine sunum eşliğinde bilgi verdi.

Yusuf ALTIN konuşmasının başında Anadolu’nun Türkleşmesinin tapusu hükmünde olan kervansarayların genel özelliklerini üzerinde durarak dünyanın en büyük kervansarayı Aksaray ili Sultanhan ilçesi merkezinde bulunan Sultan Han’ı ele aldı.
Amerikalı Profesör Katherine Browning “Selçuklu olmasaydı, Osmanlı olmazdı. Osmanlı olmasaydı, Mustafa Kemal olmazdı. O yüzden Anadolu Selçukluları var ki Türkiye Cumhuriyeti var” demiştir.Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk Siyasetnamesi’nde: sultanların görevlerini sayarken yeraltı su altı yoları açmak, kanallar, köprüler kurmak, toprağı işlenir haline getirmek, tekke, han, kale, derbent, medrese yapmak ülkeyi güzelleştirmek diye ifade eder.Anadolu Selçuklu Devleti Sultanları tarafından yaptırılanlara ise “Sultan Han” tabiri kullanılıyordu..Aksaray Sultan Han gibi…Celâleddin Karata kurduğu vakfiyesiyle Konya’da bir medrese, Kayseri’de bir han yaptırmıştır.
Hac yolu üzerinde alanlarda menzil derbent adını almıştır. Tanım olarak da kentler arası belirli mesafelerle kervanların konaklaması, belirli ihtiyaçlarının giderilmesi için yapılmış, korunaklı, değişik plan tiplerinde, kale görünümlü yapılardır. İslam ülkelerine has bir yapı türü olan kökeni oldukça belirsizdir. Türkistan da “Ribat” diye adlandırılan küçük korunaklı askeri kaleleri örnek aldığı sanılır.
1075-1308 yılları arasında Anadolu’nun her tarafında kervansaraylar bulunmaktadır. Çin’den başlayan bu kervansaraylar İpek Yolunu takip ederek Anadolu’ya kadar uzanıyor. Bu ipek ve baharat yolları Romalılar döneminde de vardı. Kervansaraylar kale görünümlü anıtsal tac yapılardır. Kapalı avlulu, açık avlulu var olduğu gibi ikisinin de yer aldığı Selçuklu’nun en görkemli kervansarayı olan Sultan Hanı, bu açıdan son derece önemlidir. Kervansaraylar insancıl, barışçıl amaçla yapılmış konaklama yerleridir. Hanlarda üç gün kalmak ücrete tabi değildi. 20, 40 ve 60 km. mesafelerle yapılmışlardır. Hanlarda baytar, seyis, aşçı, bekçi, imam, müezzin ve diğer görevliler de vardı. 1500’lü yıllarda büyük gemiler devreye girince kervansaraylar fonksiyonlarını kaybettiler.
Kervansaraylar, mimari bakımdan dışardan bakıldığında muntazam korunaklı bir kale görümünde yapılardır. Anıtsal taç kapısıyla iç mekânlara girilir. İçerisinde kervan kafilesinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok plan elamanları bulunur: Avlu, kapalı kısım yatakhaneleri, aşhaneleri, erzak ambarları, ticari eşyayı koyacak depolar, yolcuların hayvanlarını barındıracakları ahırlar, samanlıklar, yolcuların ibadetlerini yapabilecekleri mescit, temizlikleri için hamam, şadırvanları hasta haneleri, hatta ecza haneleri görevlilerin mekânları bulunduruluyordu.
Kervansarayın görevlileri hakkında vakfiyelerden öğrenebildiğimiz kadarıyla Mütevelli heyeti müşrif (müfettiş), nazır’dan oluşurdu. Görevliler: hancı, idari görevli memurlar, imam, hamamcı aşçı, nalbantlar, saraçlar, atlı haberci, baytar ve gerektiğinde doktor bile getiriliyordu.
Anadolu’ya Türkler dönmemek üzere yerleşmişlerdir. Anadolu dünya ticaret yollarına açılmış, ülke iktisadi ve kültürel bir gelişme sağlanmıştır. Anadolu’nun birlik ve bütünlüğü sağlanmıştır. İnsanların güvenli ticari yolculuğu sağlanmış ithalat, ihracat artmıştır. Yapılar savaşcıl amaçla değil insancıl amaçla yapılmıştır. Her dine hizmet vermesi, üç gün ücretsiz oluşu Orta Çağda Türk İslam medeniyet seviyesinin en büyük göstergesidir. Mal, can güvencesi dünyada ilk sigorta (kasko) göstergesidir. Öncesi ve sonrasıyla bağdaşmayan ünik bir uygulama olarak görülür Selçuklu kervansaraylarının Anadolu Selçuklu Devletinin Sultanlarının ve ileri gelen devlet adamlarının siyasi başarılarının yanı sıra ülkenin iktisadi ve kültür yönden gelişmesi için büyük önem vermişler, yaptığı seferlerle ticaret yollarının güvenliğini sağlamışlardır.
Sultanhanı Kervansarayı, Anadolu Selçuklu Devleti kervansaraylarındandır. Konya -Aksaray yolu üzerinde, Konya’ya 100 km. ve Aksaray ’a 40 km. Sultan Hanı kasabası meydanında yer alır, Sultan Hanı
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1959-1968 yılları arasında kısmen restore edilerek koruma altına alınmıştır. Ankara Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun 07.03.1985 tarih ve 764 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Konya Kültür varlıkları koruma kurulunun 26/09/2014 tarih 1253 ve 10.04.2015 tarih 2719 sayılı sayılı kararlarıyla Sultanhanı’nın röleve ve restorasyon restitüsyon projelerinin uygun olduğuna karar verilmiştir. Sultanhanı Belediyesince restorasyon çalışmaları devam etmektedir.
Hanın avlu taç kapısında yer alan tek satırlık sülüs yazılı kitabesine göre; Sultanhan Kervansarayı (Recep 626)/Mayıs 1229–1231 I.Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Taç kapıdaki kitabenin Kitabede günümüz Türkçe anlamı ile:“Bu mübarek hanın yapılmasını Sultanların yücesi, şahin şahların ulusu, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, memleketler açan, müminler beyinin ortakçısı, din ve dünyanın yükseği Keyhüsrev oğlu Keykubat 626 yılında emretti.” ifadesi yer almaktadır. Bu kitabenin ve kemerin altında “Elminnetü L’illah” (Kudret Allah’ındır) duası yazılıdır.
Avluya bakan taç kapının kemerinin güneyindeki iki parçalı çokgen yazıtta eserin mimarı Şamlı Muhammed bin Havlan el-Dımışki olduğu belirtilmektedir. Kapalı bölümün taç kapısı üzerinde kitabede yapının 667/1268-69 yılında Sultan Gıyasettin Keyhüsrev döneminde Hüseyin oğlu Siraceddin Ahmet tarafından onarıldığı belirtilmektedir.
Selçuklu sultanı tarafından yaptırıldığı için Sultan Han ismiyle anılan han yazlık ve kışlık bölümlerden oluşmaktadır. Cephelerinde sadece birkaç mazgal pencere dışında herhangi bir açıklığı bulunmayan han dış cephelerindeki payandaları ile ve giriş kapılarıyla kaleyi andırmaktadır. 120.m uzunluğunda 4475 metrekare alana sahiptir. Doğu Batı doğrultusunda uzanır. Revaklı açık avlu yazlık kısım, özel odalar, hamam tuvalet, köşk, mescit ve kapalı kısımdan meydana gelir Sultanhanı düz araziye kurulmuş bir kale görünümündedir. Kesme taş malzemeyle örülen duvarlar kulelerle desteklenmiş, üstte mazgal dizisiyle çevrilmiştir. Ancak dendanların hiçbiri günümüze ulaşmamıştır. 50 × 62 m. ölçülerinde revaklı avlulu yazlık kısmı ile 50 × 33 m. ebadındaki kapalı holden oluşan iki bölümlü bir plana sahiptir.
Hanın doğu cephesinde yapıdan taşmış muhteşem taç kapısı yer almaktadır. Taçkapı iki yandan iki sütunce ile sınırlandırılmış olup 12 sıra mukarnaslıdır.Taç portaldeki geometrik bezemeler, boyutlarının büyüklüğü heybeti bezemesine verilen emekle ünlenmiştir Yukarda saydığımız bütün ögeleri üzerinde toplar. Mukarnaslar, madalyonlar, iç portaldeki yıldız geçmeler, rozetler, çok zarif şeklinde işlenmiştir. Avludaki köşk mescidi fevkani olarak yapılmış insanı kendisine çeker. Avlunun ortasında dört ayak ve sivri kemerler üzerinde yükselen bir köşk mescid mevcuttur. Mescidin güney cephesinde üç sıra mukarnas kavsaralı mihrabı yer almaktadır. Kapının kuzeyinde iki basamakla merdiven boşluğuna, burdan da beş basamakla mescidin günümüze ulaşamamış çatısına çıkılmaktadır.
Taç kapı genişliğindeki orta nefle buna dikey olarak uzanan ve daha geniş tutulan yan nefler, dörder sıralı otuz iki pâye ile desteklenen sivri kemerli beşik tonozlarla örtülmüştür. Mekânın ortasında mukarnaslı tromplarla geçilen bir aydınlık kubbesi mevcuttur. Dıştan yüksek sekizgen kasnaklı bir külâhla örtülmüş, ancak zamanla bu külâh yıkılmıştır. Doğudaki neflerden beşi mazgal tipi pencereyle aydınlatılmıştır. Hayvanların bağlanması amacıyla yapılan bu bölümde insanların da kalabilmesini sağlayan yüksek sekiler mevcuttur.
Hanın ihtiyacını karşılayan su kurşundan yapılmış künklerle Bağlıca köyünden getirilmiştir. Çeşmelerin yanı sıra avlulu bölümde karşılıklı beşer, hol kısmına dörder sıra su oluğu yerleştirilmiştir. Hepimize düşen görev bu mevcut kervansarayları korumak, rölöve, restarasyon, restitüsyon projeleri hazırlamak ve yaşatmaktır. Sultanhanı kervansaraı ise Sultanhanı belediyesince rölöve, restarasyon, restitüsyon projeleri hazırlandı koruma kurulundan onaylandı gerekli ödenek teminine müteakip 2020 yılı sonuna kadar hizmete sunulacaktır.
Yapının anıtsal niteliğini, kendi bütünlüğünü ve kültürel kimliğini bozmadan; aylık seri yemekli konferanslar, imza günleri, Türk sanat ve halk müziği konserleri, hat sanatı sergileri, resim sergileri, fotoğraf sergileri, sema gösterileri, halk oyunları faaliyetleri, elişi, halı, kilim, bakır işleme sergileri, yemek yarışmaları, yemek kursları, hat, halı, kilim, seramik, resim kursları yapılabilir.
Yusuf ALTIN konuşmasının sonunda kervansarayları işletir hale getirerek restore et, işlet, devret modeliyle atıl vaziyetten kurtarmak gerektiğini belirtti. Sohbetin ardından Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet ALTUNTAŞ ve Eğitimci Ömer İŞCAN tarafından Yusuf ALTIN’a dernek plaketi takdim edildi.



HİSDER | HİKMET İLİM ve SANAT DERNEĞİ

Aksinne Mahallesi Gülen Sokak No:4/B Meram /KONYA
Genel Sekreter Mehmet ALTUNTAŞ : 0 (532) 500 10 07
Sekreter Muzaffer TULUKÇU : 0 (506) 510 01 60