HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) in Meram Uluslararası Gençlik Akademisinde 17 Şubat 2020 tarihinde düzenlediği Pazartesi toplantılarında Uluslararası Mevlâna Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden Ugandalı Mansur Sadam ve Komor Adalı Ali Yousouf Kur’an-ı Kerim tilaveti yaparken Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir ABD Başkanı Prof. Dr. Ali AKPINAR “Dünyevileşme ve Bahçe Sahipleri Kıssası Cennet Bahçemizle Sınavımız” konusunda slayt eşliğinde dernek üyelerine bilgi verdi.

Mansur Sadam’ın İsra suresi 105-111. ayetleri okumasından sonra Prof. Dr. Ali AKPINAR konuşmasının başında hayat düsturumuz olan Kur’an-ı Kerim ile tanışmanın uzun soluklu bir iş olduğunu, onu anlayarak okumamız gerektiğini, peygamberliğin Kur’an’la başlayıp 23 sene sonra Kur’an’la sona erdiğini belirtti.

Dünyevileşme tehlikesi hâlâ devam ediyor. Kur’an-ı Kerim’de “Dünyayı altı günde, altı aşamada yarattık. Dayadık, döşedik ve size sunduk.” buyuruluyor. Bize cenneti kazandıracak olan, bize rızayı kazandıracak olan ve bize ebedi saadeti kazandıracak olan dünyada aslında önemlidir ve dünya değerlidir. Bu gözle bakmamız gerekiyor. Allah salih kullarına dünyayı lütfetmiş ve miras bırakmıştır. Dünya zenginliği ahiret cennetine manî değildir. 

Kur’an-ı Kerim’de dünya ile ahiret kelimelerinin 115’er kez tekrarlanıyor. Âlimler bunu “dünya-ahiret dengesi” olarak açıklamışlardır. İnsan, Allah hoşnutluğunu ve ahiret saadetini kazanabilmek için dünya içerisinde sınava tabi tutulmuştur. Mümin iki dünyanın adamı olmak durumundadır. Kur’an-ı Kerim’de söz konusu edilen bahçe sahipleri kıssası Kehf suresinde geçmektedir. Müminler her Cuma kendilerini Kehf suresi ile kendisini gözden geçirerek test ederler. Pek çok kıssa bu surede anlatılır.

Kehf suresi 32. ayette:”Onlara, misal olarak şu iki adamı anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekin bitirmiştik.” buyrulur. Mekke’de çiçeklerle süslü püslü bağ bahçe bulunmuyor.. Mekke vadisi üç bini iri geri kalanı ufak 12 bin pare dağdan oluşuyor. Aslında bu süre Mekke’dekileri de dünyayla sınayan bir kıssa olarak geliyor. Dünya gündemimizi bu sureyle belirleyin.

Bu kıssaya göre kişinin ticarethanesi de cenneti olabilir. Kişinin ofisi de cenneti olabilir. Makamı, mansıbı da bahçesi olabilir. Kişinin evi, eşi, çocuğu, arabası, arkadaşı, yurdu da bahçesi ve cenneti olabilir. Burada cennet kelimesinin seçilmesi de çok anlamlıdır.”Bağların ikisi de yemişlerini verip hiçbir ürünü eksik bırakmamışlardı. İki bağın arasından bir de ırmak akıtmıştık.” 

“Böylece adamın bol ürünü oluyordu. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: \"Ben, servetçe senden daha zenginim; nüfusça da senden daha güçlüyüm.\" Birinci şahıs büyük bir servete sahiptir; imanın temsilcisi ikinci kişi ise fakir ve zayıftır. Servet sahibi olan şahıs Allah’a iman edip verdiği nimete şükredeceği yerde, servetini fakir arkadaşına karşı böbürlenme nankörlük ve böbürlenme vesilesi olarak kullanır. Malının yok olmayacağına ve kıyametin kopmayacağına inanmaktadır.

\"Böyle bir böbürlenme içinde kendine kötülük ederek bağına girdi ve şöyle dedi: \"Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmam.” Yusuf kıssasında; Yusuf ve Yakup isminden başka kimsenin adı geçmiyor. Kıssada zaman da bildirilmediğinden her yıl, her çağda o kıssada herkes kendini bulur. Kahramanların yerine kendimizi koymalıyız. O iki adamdan biri sensin öteki de benim. Mesaj evrensel olsun diye yer, zaman, kişiler belirtilmez. Onun için Kur’an çağlar üstüdür. Eskimeyen, pörsümeyen, bütün çağlara, bütün zamanlara, bütün insanlara, bütün cinlere, bütün coğrafya ve beldelere de hitap eder.

” Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabb’imin huzuruna götürülürsem bile, hiç şüphem yok ki, orada bunun yerine daha iyisini bulurum. Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona hitaben, \"Yoksa sen.\" dedi, \"Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah’a da mı inanmıyorsun?\"Allah ü Teâlâ inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını iki adamın özellikleri üzerinden ele alır.


Siz Süleyman olun, billûr saraylarda yaşayın. Ama o saraylar sizin cennetiniz olmasın mesajını veriyor. Siz sultan olun tahtlarda yaşayın. Ama o taktlar sizin cennetiniz olmasın, mesajını veriyor. Adamın boya sandığı veya Murat marka arabası da her şeyi, dünyası veya cenneti olabilir. Onunla cenneti ya kazanır ya kaybeder.“Hâlbuki O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam. Keşke bağına girdiğinde, ‘Maşallah! Güç yalnız Allah’ındır’ deseydin! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan, ben de Rabbimin, senin bağından daha iyisini bana vereceğini umuyorum. Allah senin bağına gökten afetler gönderir de bağ boş ve kaygan bir zemin haline gelebilir.”

Cennet, cinnet, cenin ve cin. bunların hepsi görünmezdir. Mecnunun da aklı görünmüyor. Burada Allah yeşillikle bezenmiş bağ ve bahçeyi cennete benzetiyor. Unutmayın ki ilk insanın sınavı da cennette başladı. Dünya putlaştırılırsa insanı zulüm, isyan ve inkâra götürür.\" Yahut bağının suyu dibe çekilir de bir daha onu aramaya bile gücün yetmez. Çok geçmeden adamın ürünleri felâketlerle kuşatıldı. Sahibi, çardakları yere çökmüş haldeki bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü çırpınmaya başladı. \"Ah\" diyordu, \"Keşke ben Rabb’ime hiçbir şeyi ortak koşmamış olsaydım!\"

Ona Allah’tan başka yardım edecek yandaşları da yoktu; kendisi de bu felâkete engel olamadı. İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine odur. Arkadaşı iman ve salih amel konusunda ona öğüt verir, kendisini topraktan yaratıp çeşitli safhalardan geçirdikten sonra mükemmel bir insan haline getiren Allah’a ortak koşarak nankörlük etmesinin uygun olmadığını, âhireti inkâr etmenin bir bakıma Allah’ı inkâr etmek olduğunu bildirmiştir. Zenginlik de yoksulluk da birer imtihan aracıdır. Burada imtihanı kazanan ile kaybeden iki örnek olarak verilir.

Prof. Dr. Ali AKPINAR konuşmasının sonunda şu fani dünyada hiçbir şeyin garantisinin olmadığını, ilk insanın sınavının cennette başladığını, dünya bahçelerinin cennet bahçesini kazanmaya vesile kılmasını temenni etti. Ali Yousouf’un İbrahim suresi 10-15. ayetleri okuması ardından Dernek Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU Dernek Başkan Yardımcısı Mustafa DÜNDAR tarafından Prof. Dr. Ali AKPINAR’a hediye takdim edilirken Ahmet UĞUR ve İbrahim ATALAY tarafından Mansur Sadam’a, Mehmet ALTUNTAŞ ve Agah AYAKAN tarafından .Ali Yousouf’a  dernek plaketleri  takdim edildi.




HİSDER | HİKMET İLİM ve SANAT DERNEĞİ

Aksinne Mahallesi Gülen Sokak No:4/B Meram /KONYA
Genel Sekreter Mehmet ALTUNTAŞ : 0 (532) 500 10 07
Sekreter Muzaffer TULUKÇU : 0 (506) 510 01 60