HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) in Meram Uluslararası Gençlik Akademisinde 07 Ekim 2019 tarihinde düzenlediği Pazartesi toplantılarında Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Caner ARABACI “Riyad Mekke Medine Üçgeni” konusunda dernek üyelerine bilgi verdi.

Dönemin ilk dernek toplantısında Dernek Sekreteri Muzaffer TULUKÇU ekim ayı içerisinde yapılacak sohbetler hakkında verdikten sonra Prof. Dr. Caner ARABACI, hac ibadetini yerine getirmek için gittiği Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad ile Mekke ve Medine şehirleriyle ilgili izlenimlerini tarihsel süreç dahilinde ele aldı.

İslâm dünyasının kalbi Hicaz’dır. İslam’ın üç mübarek şehri vardır: Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere ve Kudüs-ü Şerif’tir. Bu üç mübarek şehrin üçü de İslam medeniyetinin hasmı olan güçlerin elinde bulunuyor. Bu çok garip bir durumdur. Kudüs 102 yıldır İngiliz- Yahudi elinde bulunurken Mekke 103 yıldır İslam gözüken ama İslam düşmanlarıyla işbirliği yapan güçlerin elinde. Bu açıdan baktığınızda Suud’la Şerif Hüseyin’in Haşimiliği arasında hiçbir fark gözükmüyor. Medine de 100 yıldır İngiliz müttefiki güçlerin elinde bulunuyor. Bu kutsal beldeler farz ibadetine uygun kişilerin elinde bulunması gerekir.
Mübarek şehirler müminleri ve Müslümanları haçlı adına haraca kesen güçlerin elinde olmaması gerekir.

İkinci evlattan davet alınca fazla hazırlık yapamadan kutsal topraklara gittik. Okumayı düşündüğüm 4-5 kitabı okudum. İlkin Riyad’a indik. Suudi Arabistan’ın başkenti olan Riyad’ın nüfusu altı milyon civarında, olduğunu, Mekke’ye 870 kilometre, Medine’ye ise 840 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Riyad’la, Mekke ve Medine arasında uzun, ıssız bir çöl var. Riyad niye başkent? Sorusunu sormak lazım. İslam dünyasının merkezi Hicaz’dır. Böyle vahyin merkezine, Mekke ve Medine’ye bu uzak bir yerde başkent niye kurulur? Riyad’ı biraz dolaşırken bunu farkediyorsunuz. Çünkü Riyad, Osmanlıya isyanın ve ihanetin merkezidir.Vehhabiliğin merkezi Diriye Riyad’a yakındır. Riyad, Mekke ve Medine’ye göre çok bakımlı, bahçelik, hurmalık yeşil bir şehirdir.

Suud ailesi Mekke ve Medine arasındaki uzun çöl sayesinde Vehhabiliği yaymak için uygun ortam buluyor.18. yüzyılda 89 yıl yaşayan Abdülvehhab (1703-1792) tarafından Vehhabilik şehirlerde değil, çölün derinliklerinde taraftar buluyor. Dönemin harici, selefi ve bir çeşit İŞİD kafası. Zihniyet dünyası itibariyle İslam gözüken, tevhidi bir anlayış ve din inşasını öne çıkartan ama tevhidi bir din anlayışını inşa ederken İslam’ın nezaketini, güzelliklerini, kardeşlik duygusunu, yardımlaşmasını yok eden bir kafa yapıları var. Vehhabiliğin ana merkezi Diriye’dir. Vehhabilik Suud ailesi ile birleşince kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni,  yaşamayanı küfürle suçlayıp öldürmeye başlıyor. Onun için Osmanlı 1800’lü yılların başından itibaren tedbir almaya başlamıştır.1900’lu yılların başında Suud ailesi başa getiriliyor, Suriye, Hicaz ve Irak krallıkları İngilizler tarafından kurduruluyor.1924’te İngiliz Hicaz krallığını Suud’a veriyor. Kral Hüseyin’in Kıbrıs’a sürgüne gönderilmesinden sonra Suud ailesi eline Hicaz bırakılıyor.

Riyad’da Amerikan elçiliğine giden yollar kapalı. Korunaklı bir bölgeye elçilik kurulmuş. Riyad’dan Medine’ye yaklaşınca asker ve polislerin bıktırıcı çok sık kontrolleri başlıyor. Cumartesi günü Kuba’yı ziyaretten sonra Medine’ye geliyorsunuz. Fakat Medine’de tarihe, bize ve İslam’ın ilk günlerine aittir. Sahabe dönemine ait bir şeyler bulmanız çok zor. Hatta şunu söylemek yanlış olmaz. İslam medeniyetinden haçlılar, Suud eliyle intikam almış gibi bir manzara görüyorsunuz. Haçlılar Suud eliyle intikam almış oluyor. Gar binasındaki kitabe kaldırılarak bina müze yapılmış. Atalarımız Hicaz demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamış. Daha kolay hacca gitmeleri sağlanmış. KralAbdulvahhab’ın “Osmanlıya Neden İhanet Ettik.” kitabında istasyonların nasıl tahrip edildiğini, demir hatlarının İngiliz desteğiyle imha edilmesi anlatılır. İçimizdeki öfkeyi dindirmek için Mescid-i Nebevî’de mukabele okumaya başladık.

Mescid-i Nebevî çevresinde Osmanlı’ya ait ne kadar cami varsa hepsi kapalı. Mescid-i Nebevî’nin içerisinde onlarca kamyonet aynı anda dolaşıyor. Peygamberimizin kabri hariç Medine’de sahabe mezarları put görülerek yok edilmiş. Buna benzer tahribat Mekke’de çok daha fazla bulunuyor. Kâbe’nin dibine varıncaya kadar Kâbe’yi göremiyorsunuz. Tekerlekli sandalye ile tavafını yaptırdığımız kayınvalideme “Kabe’yi nasıl tanımlarsın?” dediğimde kayınvalidem, “ Kabe kuyunun dibinde!” Zemzem Towers (kuleleri)  Londra’daki saat kulesine benziyor. Günümüzde Suud ailesi Kabe’nin etrafında ve Kâbe’ye tepeden bakan yerlere zemzem kulelerini gölgede bırakacak bir yapılaşma içerisinde bulunuyor. Metro hizmeti ile uzak yerlere ulaşım rahat sağlanabilir.

Arafat’a giderken izdiham oluyor. Arafat’ta kalacağınız çadırlara kişi başı 1200 riyal ödüyorsunuz. Türk hacılar Arafat’ta 9. bölgede kalırken tramvay hattı Şeytan Taşlama yerinden Arafat’a sadece 1 ve 2. bölgelere Arapları taşıyor. Arafat’ta sanki Müslümanları rahat ibadetini yerine getirmemesi için her şey yapılıyor.Otobüslerin sesinden ibadeti huşu içinde yapamıyorsunuz. Hac zahmetli bir ibadettir.Hacca genç iken gitmek gerekir. Sırtlarında “Kürdistan” yazan kişileri dağınık bir şekilde gördük. Bunların insanların bilinç altına mesaj verdiklerini düşünüyorum. Suudların hacdan yılda 6-7 milyar dolar kazanıyorlar. Şeytan Taşlama alanında izdiham oluyor. Şeytan Taşlama alanında Müslümanların rahat ibadet edeceği şekilde düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

Prof. Dr. Caner ARABACI konuşmasının sonunda dünyanın merkezi olan Kâbe ile Medine ve Mekke’nin Suud tasallutundan kurtarılarak nezih bir ortamda hac ibadetinin yapılması temennisini belirtti. Program sonunda Dernek Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU tarafından Prof. Dr. Caner ARABACI’ya hediye takdim edildi..



HİSDER | HİKMET İLİM ve SANAT DERNEĞİ

Aksinne Mahallesi Gülen Sokak No:4/B Meram /KONYA
Genel Sekreter Mehmet ALTUNTAŞ : 0 (532) 500 10 07
Sekreter Muzaffer TULUKÇU : 0 (506) 510 01 60