HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) in Meram Uluslararası Gençlik Akademisinde 15 Nisan 2019 tarihinde düzenlediği Pazartesi toplantılarında Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Caner ARABACI “31 Mart Vakası” konusunda dernek üyelerine bilgi verdi.

Prof. Dr. Caner Arabacı konuşmasının başında son dönem tarihimizin önemli olaylardan 31 Mart Vakası’nı ele alacağını, 2. Meşrutiyet döneminin Cumhuriyet devrinin laboratuvarı kabul edildiğini, Balkan faciasıyla o dönemde Balkanlardan yoğun şekilde Anadolu’ya göçlerin yaşandığını belirtti.

 Balkanlardan gelenler Konya’da Muhacir Pazarı, Tatar Camisinden Alaaddin’e doğru olan kesimde iskân edildi. Türkçeyi çok iyi kullanan yazarlardan olan ve İttihatçı olmadığı için 5 yıl Sinop’ta sürgüne gönderilen Refik Halit Karay Cumhuriyet’ten sonra da 1938’e kadar sürgün hayatı yaşamıştır. Karay ‘ın“Ayşe” adlı hikâyesinde Bulgaristan Türklerinden Ayşe Kadın ve çocuklarının başına gelen dramı anlatılır. Kocası askere alınan üç çocuğu ile yola çıkan Ayşe, yolda çocuklarını kaybedince ağlamaktan yorgun düşüyor, bir daha ağlamayacak hâle geliyor. 1875’te Filibe’de 300 bin Müslüman yaşarken 60 camisi vardı. Balkan Savaşı’ndan sonra sayı 10 bine düştü. Bulgarlar Ruslardan aldığı akılla yağmurlu havalarda camilerin altına patlayıcı konularak camiler havaya uçuruldu.

Abdülhamit dönemini düşünmekte fayda vardır. Dış güçlerin müdahalelerinin olduğu bir dönemdir. Aydın kadro genelde Batı’ya yönelen Jön Türk tipindeydi. Bunlarında ortak özelliği Abdülhamit düşmanlığıydı. Çünkü onlar “Meşruti bir yönetimi kurabilirsek Türkiye kurtulur.” diye düşünüyorlardı. Bu süreç, medeniyet değiştirme, aydın-toplum aykırılığı sürecini de tetiklemiş, dış güçlerden destek isteyen Jöntürkler grubu oluşmuştur. Bütün kesimlerde Abdülhamit aleyhtarlığı pompalanır ve çok acıdır ki, kabul de görür. Abdülhamit ülkeyi kalkındırmak adına adımlar attı. Fakat Abdülhamit döneminin en başarısız olduğu yön yerli ve milli aydın tipi üretilemedi. Onun için açtığı okullarda yetişenler genellikle Abdülhamit’e düşman yetiştiler.

Tabi Türkiye’nin böyle bir şekilde kurtulması mümkün değildi. Ama onlarda bunu kavrayacak durumda değildi. Abdülhamit düşmanlığını ortak nokta haline getirerek kıyasıya mücadele ettiler. Bu yüzden de illegal, masonik örgütlenmeler içine girdiler. Yani İttihat-i Terakki ve İttihad-i Osmani türü örgütlenmeler Carbonari Mason Locası’nın tüzüğü ile yapıldı. Doğrudan masonik, illegal yedi kişilik hücreler halinde teşkilatlandılar. Tabi bu teşkilatlanmanın uzantısı Harbiye’ye el attı. Ardından Tıbbiye’ye ve Mülkiye’ye el attı. O zaman ki Türkiye’nin bürokrat, aydın, yönetici yetiştiren üniversitelerine el attılar ve genç kadrolar Carbonari usulü ile örgütlendi.

Şu anda bile dışarıdan destek isteyenler var; Öcalan ve bazı siyasiler gibi. Abdülhamit döneminde çok sayıda Ermeni ayaklanmaları, kalkışmalar yaşandı. Meşrutiyet ilan edilir, Abdülhamid baştadır, meşru bir yönetim kurulmuştur. Ancak toplumsal patlamalar olur. İmam, papaz, hahamın kol kola olduğu yürüyüşler yapılır ve şeriat istenir. İstenen şeriat aslında kanun hakimiyetinin sağlanması içindir. 1889’dan itibaren çok İttihatçılar, İttihad-ı Osmaniyye adı altında örgütlenmişler. Sonra İttihat ve Terakki adını almıştır. Ahmet Rıza’nın pozitivist sloganı partinin adı olmuştur. Bunların ortak hedefleri ise 2. Abdülhamit’in tahtan indirilmesi olmuştur.

31 Mart Vakası, cihan devletinin sonunu getiren en önemli olaylardan biridir. Partizanlık, değer ve kültürümüzden savrulmanın en öne çıktığı olaylardan birisidir. 31 Mart’ın cumhuriyet boyunca adam gibi değerlendirilmedi. Hâlbuki 31 Mart, millet hayatına, medeniyet değerlerimize ve milli birliğimize ve bütünlüğümüze suikastın adıdır. 700 kadar Yahudi vardı. Çünkü Yahudiler özellikle Abdülhamit’in devrilmesini çok istiyorlardı. Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulmasını istiyorlardı. Bu konuda amaçlarına da Abdülhamit döneminde bir türlü ulaşamamışlardı. Bunun için Hareket Ordusu’na Yahudiler, dönmeler, Bulgar ve Makedon komitacılarda katıldı. 31 Mart Vakası bir tertipti. Avcı Taburları üzerinden operasyon yapıldı. Şapka giyilecek, silah taliminde namaz kılınmayacak, diye askerler kışkırtıldı. Dış uzantılarda olan İngilizlere kadar uzanan bir tertipti. Meşrutiyeti korumak üzere Selanik’ten getirilen birlikler kullanıldı. 31 Mart olaylarını bastırmak üzere de yine Selanik’ten 3. Ordu getirildi. 3. Ordu gelirken yanına Edirne’de 2. Ordu da katıldı.

Meşrutiyeti korumak için Avcı Taburları getirilir. Bu 31 Mart’ın temelidir. Çünkü irtica süsü verilmiş hareket, Avcı Taburları üzerinden geliştirilir. İngilizlerin 1908’deki planı, 1909’da gerçekleşmiştir. Halifelik kaldırılamamış ama halife ortadan kaldırılmıştır. Abdülhamid’den sonra devlet başkanı yoktur. 31 Mart olaylarını çıkaran avcı taburlarıdır. Avcı taburları 3.ordu içinden meşrutiyeti korumak üzere İstanbul\'a İttihat ve Terakki tarafından getirilip yerleştirilen askeri birliklerdir. Avcı taburlarının kullanılarak isyanın başlatılması oyundur. İstanbul’da bu orduyu durduracak bir güç vardı. Ama Abdülhamit’te artık yorulmuştu. Kan dökülmesini de istemeyerek 1. Ordu’ya müdahale edilmemesi emrini verdi.
Yıldız Sarayı’nda 30 bin kitaplık kütüphane dışında her yer talan edilmiştir. Kalkandelenli Sabri kütüphanenin kapısına yatarak “Beni çiğnemeden buraya giremezsiniz” der. Kendisini tanıyan askerler kütüphaneye girmemişlerdir. Kütüphane 1924’ten itibaren yağmalanır. Konya’ya kadar kitaplar dağıtılır.
Abdülhamit’in tahtan indirildiğini tebliğe gelen ekibin içinde Selanik Yahudisi Emanuel Karasu, Arnavut Esat Toptani,  Eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa ve Ermeni Aram Efendi vardır. Ardından gelen yönetimlerde Filistin yöresine Yahudi yerleşimini kolaylaştırmışlar. Tüm engelleri kaldırmışlar. Sultan Abdülhamit’in tahtan indirilip götürülüp hapsedildiği yer de Selanik\'te bir Yahudi\'ye ait Alatini Köşkü\'dür. Bunda en önemli rolü dönemin okumuşları oynadı. Abdülhamit’in açtığı okullarda yetişen Jön Türkler onun ipini çekti. Osmanlı Devleti’nin 31 Mart’ta başlatılan ve 9 yıl süren bir sürecin ardından yıkıldı. Osmanlı Padişahı Abdülhamit tahtan indirildikten sonra 1909 –1918 arasında Osmanlı yok olmuştur.

Abdülhamit Selanik’e trenle gönderildikten sonra orada gazete okuması, dışarı çıkması yasaktır. Bahçede bile özel gözlemciler bulunduruldu. Balkan Harbi afet haline dönüşünceye kadar orada kaldı. Selanik savunulmadan Yunanlılara bırakıldı. Abdülhamit’te bir Alman zırhlısı ile Selanik’ten İstanbul’a getirildi.10 Şubat 1918’te Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etti. 2. Mahmut Türbesi’ne dedesinin yanına defnedildi.

Yeryüzünde söyleyeceği bir sözü olmayan bir toplumun yaşama hakkı yoktur. Osmanlının iç düşmanı Jön Türklerdir. Türkiye’nin günümüzdeki fiili ve en önemli düşmanı Amerika’dır. Amerika’nın “bizim çocuklar” dediği bizim içimizden devşirdiği iç müttefikler arasında PKK, IŞİD, FETÖ ve DHKPC bulunuyor. Osmanlının son dönemlerinde bunun karşılığının da Jön Türklerdir.

Prof. Dr. Caner ARABACI konuşmasının sonunda Abdülhamit’in 1. Dünya Savaşı’nı beklediğini, ittihatçıların iktidara geldiklerinde tersini yaptığını,  31 Mart’ta Abdülhamit değil, Türk cihan devletinin tahtan indirildiğini belirtti. Program sonunda Dernek Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU tarafından Prof. Dr. Caner ARABACI’ya hediye takdim edildi.



HİSDER | HİKMET İLİM ve SANAT DERNEĞİ

Aksinne Mahallesi Gülen Sokak No:4/B Meram /KONYA
Genel Sekreter Mehmet ALTUNTAŞ : 0 (532) 500 10 07
Sekreter Muzaffer TULUKÇU : 0 (506) 510 01 60